Gezip KeşfedelimGezip KeşfedelimGezip Keşfedelim
  • Anasayfa
  • Turlarımız
    • Avrupa Turları
      • En kapsamlı, en dolu dolu Yunanistan Turu’nda bizimle gezer misiniz?
      • Moldova’yı Geziyoruz: 5 Gün 3 Bölge Sayısız Kent ve Kasaba (Gagavuzya, Transdinyester, Kişinev)
      • Macaristan’a, Kurultay’a gidiyoruz, akraba topluluklarla buluşuyoruz ( 2. grup )
      • Macaristan’a, Kurultay’a gidiyoruz, akraba topluluklarla buluşuyoruz
      • 8 Günlük Her yönüyle Büyük İzlanda Turu
      • Kısa İzlanda Turu
      • Arnavutluk Turları
      • Bosna Hersek Turları
      • Çekya Turları
      • Karadağ Gezisi
      • Kosova’ya gidiyoruz…
      • Macaristan Turları
      • Makedonya Gezisi
      • Sırbistan’ı bizimle gezmeye ne dersiniz…
    • Asya Turları
      • Hindistan Turları
      • 3 Ülke Turu ( Kazakistan – Tacikistan ve Özbekistan )
      • Kırgızistan Kültür, Tarih ve Yürüyüş Turu
      • Kazakistan – Kırgızistan Turu
      • Kazakistan ve Özbekistan Tarih Turu
    • Afrika Turları
      • Kahire Turu
      • Büyük Mısır Turu
  • Kategoriler
    • Duyurular
    • Afrika
    • Asya
    • Avrupa
    • Güney Amerika
    • Kuzey Amerika
    • Okyanusya
    • Türkiye
    • Spor
    • Kitap
  • Hakkımızda
    • Hakkımızda
    • Gezdiğim Ülkeler
    • Danışmanlık
    • Kitaplar
      • Berberi Korsanların Hikayesi – Stanley Lane-Poole (Çeviren: M. Bora Arasan)
  • Blog
  • Forumlar
  • İletişim
    • İletişim
    • Sponsorluk
Okuyorum: Luksor Gün 2 – Batı Yakası: Krallar Vadisi ve diğer yerlerle Antik Mısır
Paylaş
Bildirim
Yazı Tipi Yeniden BoyutlandırıcıAa
Gezip KeşfedelimGezip Keşfedelim
Yazı Tipi Yeniden BoyutlandırıcıAa
  • Anasayfa
  • Turlarımız
  • Kategoriler
  • Hakkımızda
  • Blog
  • Forumlar
  • İletişim
Hemen Ara
  • Anasayfa
  • Turlarımız
    • Avrupa Turları
    • Asya Turları
    • Afrika Turları
  • Kategoriler
    • Duyurular
    • Afrika
    • Asya
    • Avrupa
    • Güney Amerika
    • Kuzey Amerika
    • Okyanusya
    • Türkiye
    • Spor
    • Kitap
  • Hakkımızda
    • Hakkımızda
    • Gezdiğim Ülkeler
    • Danışmanlık
    • Kitaplar
  • Blog
  • Forumlar
  • İletişim
    • İletişim
    • Sponsorluk
Giriş Yap Giriş Yap
Bizi Takip Edin
  • Sponsorluk
  • İletişim
Tüm Hakları Saklıdır. 2024 © M. Bora Arasan. | GezipKesfedelim.com
Gezip Keşfedelim > Blog > Afrika > Luksor Gün 2 – Batı Yakası: Krallar Vadisi ve diğer yerlerle Antik Mısır
Afrika

Luksor Gün 2 – Batı Yakası: Krallar Vadisi ve diğer yerlerle Antik Mısır

Bora Arasan
Son güncelleme: 10/01/2026 00:38
Tarafından Bora Arasan
Paylaş

Sabah erkenden kalktık ve kahvaltıyı aradan çıkarttık. Bu kez felafel yemedim. Çilekli yoğurtta da biraz fazla su olması beni huzursuz etmedi değil. Çaktım reflörü.

Oda bu gece de buz gibiydi. Tuvalet dışında sıcak bir yer yok. Gece arada tuvaletten çılgın sesler gelmekte. Soğuğa aldırış etmeden kalkıp bakındım, bir şey bulamadım. Borulardaki basınçtandır deyip musluğu açtım. Kaynar su anında küçücük odayı ısıttı. Ses de uzun süreliğine kesildi. Bir de rezervuarı kullanınca havai fişek atılıyormuş gibi iki kez ses geliyor. Tuvaletin kullanılmasını ve temizlik amacıyla suyun çekilmesi bu coğrafyada böyle kutlanıyor olabilir.

Sahile gidip taksiciyle buluştuk. Ali Abi orada bekliyormuş. Düzgün bir tip. Dediğinden ekstra bir şey istemedi. Yeterli İngilizcesi de var. +20 10 02579712 numarasından kontak kurabilirsiniz. WhatsApp üzerinden görüşmek sağlıklı olacaktır. Orijinal planda bisiklet kiralamak vardı. Hatta arkadaşlara yokuş durumunu sorduğumda bir şey yok diye yanıt da almıştım almasına ama görüştüğüm bisikletçiler tüm gün kiralama için 15 $ dediler inmediler. En son ara sokaklarda bir bisikletçideki bisikletleri gördüm. Gün boyu muhtemelen ben daha çok taşırdım onu.

Şehrin batı yakasından içeri giriyoruz. Manzara değişti. Doğu kıyısının keşmekeşinden uzak, tipik orta halli hatta fakir bir yerleşim. Bir mezarlığın yanından geçtik. Duvarların arkasındaki mezarlık aralıklardan görüldüğü kadarıyla insanı üzebilecek bir yer. Taşlar da hiçbir işçilik yok. Ağaç yok, düzen yok. Biz taşı yontup balbal yapmışız ataları anmaya ve sanırım bu kültürü günümüzde mezarlıklarda taşımışız, bu adamlar ise taşı yontup put yapıp ona tapmış, ardından İslam gelince taşla ilişkiyi kesmişler. Hijyenle de ilişki pek uzun süreli olmamış gibi. Bizim yemyeşil mezarlıklarla hiç mi hiç benzerlik yok.

Yol düzgün. Turistler için konforlu bir yolculuk imkânı sunulmuş. Ama Carter’ın anılarında belirttiği gibi virajlar bu kıraç, yalçın ve vahşi yamaçlardan oluşan manzaraya eşlik etmekte. Carter demişken yol üzerinde günümüzde müze olarak kullanılan evi de var. Yıllarca adamı yanlış tanımışım. Detaylara Krallar Vadisi’nde gireceğim ama bir girizgâh da yapalım.

Carter orta halli, Londralı İngiliz bir memur ailesinin oğlu. Yol yordam öğrensin diye civarlarındaki bir ailenin ülkenin kuzeyinde yer alan malikanesine gönderiliyor. Resme çok yetenekli, meraklı, akıllı. Misafir gittiği aile koleksiyoner bir İngiliz ailesi. Tablolar, heykeller vesaire. Evin tek bir odası hariç her yerine girme hakkı var ama mavi sakal’ın hikayesindeki gibi yasaklı oda Carter’ı kendine çekiyor.

Bir gün cesaretini toplayıp odaya ne pahasına olursa olsun girmeye karar veriyor. Şansına kapı kilitli değil. Kapıyı ittirmesi ile açılması bir oluyor. İçeride Antik Mısır’a ait buluntular ve mumya var. Carter çocuk haliyle korkmadığı gibi oldukça etkileniyor ve gördükleri karşısında şaşkınlıktan donakalıyor. Ve de yakalanıyor. Aile azarlamak, dövmek, kovmak şöyle dursun “madem meraklısın destekleyelim o zaman” diyor ve çocuğun eğitimine sponsor olup Mısır Tarihi konusunda gelişmesi için ellerinden geleni yapıyorlar. Sonunda kazılarda ressam olup bulunanların çizimi için bir kazıya katılması için Mısır’a gönderiliyor.

Çocuk yetenekli, enerjik, meraklı. Tek kelime Arapça bilmeden Mısır’a geliyor. Fransızlar ve İngilizler arasındaki rekabette dürüstlüğü ile ön plana çıkıyor. Hatta Araplar onun için “Mısır’a gelenler içinde altın hırsı en az olan ve bulunanlara saygısı en çok olan yabancı” gibi bir tanımlama yapıyorlar.

Mısır’da Giza, El Amarna, Theb derken arada bir sürgün yiyor uzaklarda bir yerde çalıştırılıyor. Asla birinin adamı değil kendi kafasının adamı olduğundan sonunda baş müfettiş gibi bir görevi Fransızlar veriyor. Ama kafasında hep bir mezar bulmak ve tarihe kazınmak var. Lord Carnarvaon isimli bir zenginden destek alıp yıllarca kazı yapmıştır. Sadece Tutankamon’un mezarı için altı yıl sürmüş bu çalışma.

Krallar Vadisi’ne varıyoruz. Girişte büyükçe bir park alanı var. Giriş 750 Egp. Bu bilet ile seçeceğiniz üç mezara da ücretsiz girebiliyorsunuz. Dolayısıyla bileti aldıktan sonra kaybetmemek gerekiyor. Ayrıca, Tutankamon ya da 1.Seti gibi mezarlar ayrı bir ücret karşılığında gezilebiliyor. Bunları da girişte almaz ama sonra gezerken fikir değiştirirseniz “akılsız başın cezasını ayaklar çeker” misali girişe kadar geri dönmeniz gerekiyor. Ayrıca ekstra para verip fotoğraf çekme izni almanıza gerek yok. Çünkü tripod kurup düzgün bir fotoğraf seti oluşturma imkânınız da vaktiniz de olmayacak. Telefonlar yeterli.

Geliş için sabahın erken saatlerini seçin. Biz 8:20 gibi giriş yaptık. Göreceli olarak tenhaydı. 10 gibi çıkarken ortalık ana baba günü gibi olmuştu. Ayrıca yazın çekilir bir yer olmayacaktır kesinlikle. Aralık ayında biz piştik güneş altında. Temmuz, Ağustos burasını tarif etmek için kullanılacak tek sözcük: cehennem.

Bileti aldıktan sonra dışarıda bekleyen golf arabası benzeri servislerle girişe ilerliyorsunuz. Git gel 25 egp. İlk sırada oturursanız şoför yol boyu sizden bahşiş kopartmaya çalışacak. Çekilmez yani.

Araç bizi de girişte bıraktı. Üç bileti nasıl kullanmalıyız kısmını yapay zekaya kadar sorduk, çizdirdik. KV2, KV6 ve KV8 bizim bilete dahil olarak gireceğimiz üç mezar. Kimi mezarlar harika diyor, kimisi yok bir şey. Kimi aslında görecek şeyler var ama oralara salmıyorlar diyor. Diyor da diyor.

Biraz genel bilgi verelim o zaman. KV Kings of Valley’in kısaltması. Yani KK62 bilimsel açıdan Krallar Vadisi 62 nolu mezar demek ama bizim için Tutankamon’un mezarı.

Buraya ilk mezar 1. Tutmosis zamanında yapılmış. Bu firavun 18. Hanedandan. Aşağı yukarı MÖ 1539 yılına denk geliyormuş. Bu nokta güneşin battığı yer. Dolayısıyla güneşin doğuşunun gözlenebildiği nokta. İlk mezarlar göreceli olarak basit. Ama 19. Ve 20. Hanedanlar yani Ramses Dönemi’yle işler değişiyor. Zenginlik ve bunun mezarların mimari ve yapısına yansıması kendini göstermekte.

Mezarlar basit bir giriş ve onu takip eden bir rampadan ibaret. Bu rampanın sonu mezarın boyutuna göre bir sunak avlusu gibi genişliğe erişiyor. Ardından biraz daha iniş ve lahdin olduğu başka bir odaya erişiliyor. Kimi mezarlarda yan odalarda özel olarak firavunun sonraki yaşamında kullanacağı eşyaların saklı olduğu nişler ya da odalar mevcut. Bunlar bizim için arkeolojik eserler iken hırsızlar için ise hazine. Mesela KV5’in 100’den fazla odası olduğu söylenmekte.

Mekân 500 yıl kadar aktif kullanılmış. 21. Hanedandan sonra firavun mezarları başka yerlerde saklanmaya başlayınca unutulmaya yüz tutmuş. Zaman artık mezar soyguncularını bölgeden uzak tutmaya yetmemiş ama doğa zamanla burasının üzerini kumlar ve alüvyonlarla örtmüş. Dolayısıyla mezarlar unutulmuş. Tabii söylentiler hep kalmış. Burayı yaklaşık 1000 yıl yöneten bir millet olarak biz hiç konuyla ilgilenmemişiz. Ne Memluk ne Osmanlı…

  1. yy da Avrupalı gezginler buralara gelmeye başlamışlar. Söylentilerin izlerini sürüp yerli halkın elindeki bazı buluntuları görünce de devamını kovalamışlar. İlk gelen İtalyanlar çabuk havlu atmış ama Osmanlının yöredeki kâğıt üzerindeki hakimiyeti; Fransa ve İngiltere arasındaki her konudaki rekabetin arkeolojiye de yansıması gibi nedenlerle buralar daha da kalabalıklaşmış.

Krallar vadisindeki mezarların listesi List of burials in the Valley of the Kings – Wikipedia

İlk olarak KV2 ile giriş yaptık. Burası 4. Ramses’in mezarı ve vadinin en iyi korunmuş duvar resimlerine sahip olan mezar olarak nitelendiriliyor. Detaylı bilgi bu linkte KV2 – Wikipedia

Girişte görevli delgeç ile biletinize bir delik açıyor ve üç hakkınızdan birinin mezar girişinde kullanıldığının kanıtı oluyor.

İçeri giriyoruz. Saat itibariyle biraz tenha. Rampa boyunca zemin hariç her yerde resimler var. Kimi çok net kimi hasarlı ya da çoktan kaybolmuş.

İlk odada bir lahit var. Burada renkler çok canlı. Lahdin üzerinde de pek çok hiyeroglif var. Daha rampadayken şunu fark ettim. Birşeyler bildiğimi sandığım Antik Mısır tarihine çok yabancıymışım. Çizimler, şekiller pek bir şey ifade etmiyor. Bunları çözebilmenin gerçekten muazzam bir iş olduğunu orada iyice anlıyorum.

Odanın genişleyen kısımları da çok güzel. Kalabalık Hintlilerden oluşmakta. Görevliler duvarlara dokunulmaması ve fotoğraf çektirmek için fazla zaman harcanmaması için bağırsa da ne gam. Zengin Hintli kadar kötü bir şey yok.

Buradan çıkıyoruz.

Yeni hedef yakınlardaki KV6.

Burası çok daha dik bir rampaya sahip ve duvarlar ellenmesin diye şeffaf plastikten bir bariyer konmuş. Çizimlerdeki tonlar daha da pastel renkleri içermekte.

İçeride belirli bir noktadan sonra ilerlemek mümkün değil. Bu da başlı başına bir hayal kırıklığı sebebi. Mezar odasının fotoğrafını çekmek isterseniz görevliler belirli bir bahşiş karşılığında çekim yapıyorlar. Ama siz gidip de bir şey göremiyorsunuz. Aslına bakılırsa gerçekten de merak edip inen kaç kişi var, bilmiyorum.

Çıkıyoruz. Girdiğimiz her iki mezarda güzeldi ama beklentimi çok karşılamadı. Muhtemelen inip doya doya her yerini gezememek, fotoğraf çektiren tipleri aşamamak bunun başlıca nedenleri. İlerilere doğru ilerliyoruz. Sonda üç mezar var ve kimse yok. Görevli hemen gelip biletim olmasa da hızlıca görebileceğimi söylüyor. Bahşiş mukabilinde elbette ve bunun bir pazarlığı da yok. Ne göreceğim de belirsiz.

Dönüşe geçiyoruz. Yol sağa doğru çatallaşıyor. Kâğıt üzerinde Hatshepsut Tapınağı hemen buranın öteki tarafında kalmalı. Googlemaps’e göre de bir patika var. Yöneliyorum ama kapatmışlar. Hemen bir adam gelip oraya çıkabileceğimi ve vadinin panoramik bir çekimini yapabileceğimi söylüyor. “Kaç para?” dediğimde “para yok, bahşiş verirsin” diyor. Bir gezeyim mübarek, bir bakayım sağa sola. Yoluma devam ediyorum.

KV62’nin önündeyiz.

Yukarıda bir uyarı yapmıştım. Bazı yerler giriş biletinin haricinde ödeme alıyor. Ben saf saf mezar girişlerinde bilet satılıyordur diyerek almamıştım, uyaran da olmadı zaten. Yokmuş. Dönmeyi de gözüm kesmediği için giremedim. Daha önceden giren arkadaşlar da pek bir kaybımın olmadığını söylediler. Ama resimlere bakınca pes dedirtiyor insana. Buluntular pek çok müzede mevcut. Meşhur mask Kahire Müzesi’nde.

Burası benim için önemli bir mekân. Arkeoloji gibi konulara merakım evdeki bir kitapta ilk konuda burasının anlatılmasıyla başladı. Mezarın bulunması, lanet. Tüm söylentiler buradaydı. Ardından lanet konusuyla beraber kriptozooloji de dahil paranormal konulara göz atmaya başladım.

Carter gibi başkaları da benim gibi merak etmişler. Onları bir de bozulmamış bir mezarı bulabilme, tarihe geçebilme hırsı kamçılamış. Carter Tutankamon’un mezarını arıyormuş ama yeri belli değilmiş. Körlemesine sağda solda sondajlar atıp denemeler yapıyorlarmış.

Denemeler 6 yıl sürmüş. Mısır aşığı sponsor lordumuz ömrünün son demlerine yaklaşırken parasal açıdan da biraz zorlanmaya başladığından artık bir sonuç istiyor buna karşın Mısır’dan gelen “sabır” içerikli mektuplarla yetiniyormuş.

Hikâyeye göre bir gün su taşıyan küçük bir çocuk etrafta oyalanırken ayağıyla toprağı eşeler. Tam o sırada düz bir taş satha denk gelir ve o da biraz iteleyince düşer. Hemen kazı şefine o da Carter’a gider. Carter az bir emekle kazıp taşa ulaşır ve taştaki uzak durmasını yazan uyarıyı görür ve yeni bir yer bulduğunu anlar. Normalde burası başka bir mezara çok yakın olduğu için gözden kaçmış bir alanmış ve kazılması, sondaj atılması düşünülmüyormuş. Bulan çocuğun adını bilen yok ama tüm dünya Carter’ı tanıyor.

Kazılar ilerler ve giriş kapısını bulur. Lord’a yazar ve davet eder.

Tutankamon’un mezarı tam anlamıyla dokunulmadan, hırsız tahribatına uğramadan açılan ilk mezar. 1.Dünya Savaşı’nın hemen ardından bulunması da dünyanın başka bir konuya eğilmesini sağlamış.

Önemli bir figür. Babası tek tanrılı dinlerin öncüsü diyemesek de çok tanrılı dinlerin ilk karşıtı olan Akeneton. Dolayısıyla ilk isminin Tutankaton olduğu tahmin ediliyor. Bu da “Aton’un gerçek görüntüsü” anlamına geliyormuş. Tahta sekiz gibi bir yaşta geçiyor. Ama yönetim vezir Ay denilen kişide. (Bu Ay isimli zat Yusuf Peygamber’in oğlu aynı zamanda) Babadan gelen tek tanrılı inanç eskisiyle yer değiştiriyor ve ismi de bu sırada Tutankamon yani “Amon’un gerçek görüntüsü” haline geliyor.

Mezar Krallar Vadisi’nin el değmeden açılan ilk mezarı demiştik. Dolayısıyla Tutankamon zengin bir firavun olmasa da epeyce bir hazine bulunmuş haliyle. Rivayetlere göre Carter da bir şeyleri iç etmiş. İngiltere arkeoloji camiası epeyce çalkalanmış. Fakat bulunan unsurları güzel ve ilginç olarak ben ikiye ayırıyorum. Mesela ölüm maskı sanırım en meşhur buluntu. Kahire Müzesi’nde sergileniyor ve fotoğrafının dahi çekilmesi yasak ve o nedenle herkes fotoğraflıyor. Keza lahdi de meşhur. Zaten lanet muhabbeti de lahitle ilişkili kısmen. Mumya mezarda sergilenmekte. Başta başka bir mumya sanıyordum ama orijinalmiş. Gittiğimde öğrendim. Ama bence en gizemli nesne cam boncuklar. Çölde bulunan camlarla yapılmış deniyor ama bu tarz bir camın dünyada oluşabilmesi mümkün değilmiş. Bu taşların oluşabilmesi için 1200 atom bombasının aynı anda patlaması gerekirmiş.

Tutankamon hayırlı evlatmış. Eski geleneği canlandırdığı gibi babasının cesedini de El Amarna’daki mezarlıktan Krallar Vadisi’ne taşıtmış. 17 yaşında da bu dünyadan göçüp gidip 1922’de bulunduğu güne dek durması için bu mezara konmuş. Bacağında bir sakatlık mevcutmuş.

Burada bahşişle giriş yapabilir miyim diye şansımı denedim. Diğer tüm mezarlarda yanlarında kraliyet ailesinden biri gibi göründüğüm hırpani görevliler çalışırken burada gayet düzgün giyimli ve usturuplu konuşan bir görevli mevcut. Çekindim ama teklifi yaptım. “Olmaz, bilet almalısın girişten” dedi.

KV8’ geçtik. Burası 19. Hanedandan Merneptah’ın mezarı. Zatı alileri 2.Ramses’in 13. çocuğu olmasına rağmen firavun olmuş ve Mısır’ı on sene kadar yönetmiş. Bu da arıza bir tip olmalı ki babasının başkenti Pİ-Ramisses’ten başkenti eski yerine Memfis’e taşımış. 1,71’miş boyu. 2.Ramses ise biraz uzun 1,73. Ama bu rakamlar dönemin şartlarına göre devasa.

Üç katmanlı bir mezarı var ve ikinciden öteye gidilemiyor. Burası gözlemlediğim kadarıyla şimdiye dek girdiğim en dik rampaya sahipti. Mezar odasında iki lahit var. Rampa boyunca da bir, iki adet niş benzeri odacık olduğunu hatırlıyorum. Burada tavan güzel bir mavi boya ile kaplı.

Yapay zekaya göre en iyi on mezar bu şekilde sıralanıyor.

Kod Adı Ek Ücret Neden Görmeli?
KV2 Ramesses IV Dahil Vadinin en iyi korunmuş duvar resimleri
KV6 Ramesses IX Dahil Çok renkli ve fotojenik
KV11 Ramesses III Dahil Büyük, detaylı sahneler
KV1 Ramesses VII Dahil Hızlı, kısa ama etkili
KV14 Tausert & Setnakht Dahil Çift mezar, geniş koridor
KV8 Merenptah Dahil Dev lahitler, dramatik mimari
KV15 Seti II Dahil Sakin ve iyi korunmuş
KV16 Ramesses I Dahil Çok kısa – tavan resimleri harika
KV9 Ramesses V&VI 220 egp En iyi sanat, uzun koridor
KV62 Tutankhamun 700 egp Küçük ama tarihsel olarak eşsiz

 

Yürüyüş rotası da bu şekilde

🧭 Krallar Vadisi – Yürüyüş Rotası (Girişten Çıkışa)

⏱️ 2.5–3 saat

1) KV6 – Ramesses IX  Girişe en yakın, kalabalık olmadan başlamak için mükemmel.
2) KV2 – Ramesses IV  Hemen yakınındadır → çok iyi korunmuş duvarlar.
3) KV11 – Ramesses III  Soldaki uzun koridora yönel → büyük odalar.
4) KV1 – Ramesses VII  KV11’in birkaç adım yanında → kısa mezar, hızlı.
5) KV15 – Seti II  Dış hat üzerinde kalabalık olmayan bölüm.
6) KV16 – Ramesses I  Çok kısa → enerjiyi korur.
7) KV8 – Merenptah  Daha büyük bir mezar → dramatik granit lahit.
8) KV14 – Tausert & Setnakht  En uçtaki geniş çift mezar.
9) KV9 – Ramesses V&VI  Mutlaka → vadinin en etkileyici mezarlarından.
10) KV62 – Tutankhamun  Rotanın sonunda → küçük ama ziyaretin “kapanış yıldızı”.

 

KV8’den de çıkınca şoförü aradık gelip bizi alsın diye. Ödeme tur sonu dediğimiz için sorun yok ama genelde önceden alanlar bir daha taksi şoförlerini göremeyebiliyormuş. Böyle durumlar da var.

Ortalık cehennem gibi sıcak. Gibi kısmı Temmuz, Ağustos gibi kesinlikle kalkıyordur. Uzakdoğulular çılgın kıyafetler ile bir o kadar çılgın pozlarla fotoğraf çektiriyor. Kalabalık had safhada. Hintlilerin yanı sıra İspanyollar -ya da İspanyolca konuşan birileri- dolmuş vadiye.

Çıkıyoruz. Hapşetsut (Hapshetsut) Tapınağı’na giderken bizim taksici hediyelik eşya satın alabileceğimiz uygun bir yer bildiğini söylüyor. Hoppala! Eşim “Uğrayalım bari” deyince adamı da kırmamak için gittik.

Mısır’a özgü ıvır zıvırlar var. Oniks denen taş burada da bizi buldu. En azından burada kaba bir kaya parçasının hangi aşamalardan hangi aletlerle işlenerek ürüne dönüştürüldüğünü gösterdiler. Gerçi eşimin istediği fincan altlığı bulunmadığından başka bir yere daha gittik. Burada da yok. Burada güzel olan karşıdaki yamaçtaki kaya mezarlarıydı.

Hapşetsut’un tapınağına gidiyoruz. Kuru bir kalabalık var ama bilet alımı problemsiz. Bana Krallar Vadisi girişinde kakalanan kenarı yırtık diye de kimsenin almadığı 100 Mısır Paund’unu burada gişeye satıyorum. Giriş kişi başı 440 egp. %10 zam gelmiş hangi ara geldiyse…

Burada da arabacılar var. Küçük bir çarşıyı geçince karşınıza çıkacak. 25 egp ödeyerek burada gidiş dönüş için golf arabalarına biniliyor. Burada pek de lazım bir şey değil. Yürünebilir bir mesafe. Geçen seferden dersimizi aldığımızdan öne oturmuyoruz ama oraya büyük bir hevesle geçen İspanyollar yol boyunca Arapça bir kelimeyi ezberliyorlar ve ölene dek de unutamayacaklar. “Bahşiş”

Hatşepsut Tapınağı oldukça görkemli bir yapı. Bazı dallamalar Anıtkabir’e benzetse de, bu benzerlikten de kafalarına (ya da tam zıtlarında en dipte kalan bölgeleri de olabilir) göre bazı fikirler üretseler de benzeri düzinelerce yapı saymak mümkün. Keza benzese ne olur? Atatürk vasiyet mi etmiş böyle bir bina yapılsın diye? Ne desen yiyen, inanan bir kitle var nasıl olsa.

Hatşepsut 1.Tutmosis’in en büyük kızı. MÖ 1500 gibi bir zamanda doğuyor. Kocası aynı zamanda üvey kardeşi olan 2. Tutmosis erkenden ölünce taht iki yaşındaki oğlu 3. Tutmosis’e kalıyor. Antik Mısır’da firavun erkek oluyor ve karısı da annesinin en büyük kızı oluyor. Eğer anne kız çocuğa sahip değilse firavunun diğer karılarından birisinin kızı devreye giriyor. Bu aşırı yakın evliliklerin sonucu da deforme vücutlar, çeşitli sakatlıklar şeklinde kendini göstermekte. Minik Tutmosis o kadar minik ki Hatşepsut’un o sevgi dolu ana yüreği çocuğunun gelişimi sırasındaki devlet işlerinin onu yıpratmasına engel olmak için ülke yönetimini sahipleniyor. Kraliyet naipliği iyi iş ama sorumluluktan kaçmayan bu örnek anne “devlet işleri ile yiğidim daralmasın” diyerek firavunluğu da sahipleniyor. “Firavunlar erkek olur” kuralı da Amon başrahibinin ikna edilmesi ile bertaraf ediliyor. İkna yöntemi papirüslerde anlatılmamış olsa da akla bazı yollar geliyor elbette.

İlk kadın firavun olduğu yanlış bir bilgi. İki kadın daha, daha önceden şartlar gereği firavunluk yapmış. Bununla beraber herhangi bir kıtlık, dış tehdit ya da salgın yokken yani işler tıkırındayken bu göreve gelen ilk kadın Hatşepsut. Çizimlerde bir erkek gibi gösterilse de törenlerde bir erkek gibi sahne alsa da kadınlığını daha doğrusu ana figürünü ön plana çıkartmış ve Mısır’ın hem anası hem babası olarak kendini sevdirmiş. Unutulanlar da dahil olmak üzere ticaret yollarını ihya etmiş, tapınaklar yaptırmış, isyanları bastırmak dışında sağa sola sefer düzenlemediği için nüfus, dolayısıyla üretim ve gelirler artmış.

Fakat 3. Tutmosis de büyümüş yönetimi almış. Daha sonraki ardılları Krallar Vadisi’ndeki mezarından çıkarıp başka bir mezara koymuş. Yetmemiş belgelerden adı silinmiş, bu da yetmemiş heykelleri kırılmış ama öyle eserler yaptırmış, öyle yapılara eklemeler inşa ettirmiş ki… İşte bunlar silinememiş. Hangisi derseniz ben Karnak Tpınağı diyeyim siz Hatşepsut Tapınağı.

Tamam sizin dediğiniz olsun Hatşepsut Tapınağı’ndan bahsedelim.

Tipi “Cenaze Tapınağı” Zaten yabancı kaynaklarda burası “Mortuary Temple of Hatshepsut” diye geçmekte. Ama Antık Mısır dilinde ise “Kutsalların kutsalı” olarak adlandırılmış. Kabaca, bulunduğu yamaç olan Deir al Bahari kayalıklarına sırtını yaslamış üç teraslı çok sütunlu bir yapı olarak nitelendirilebilir.

Krallar Vadisi’nden bahsederken alan ile bu tapınak arasında bir patika olabileceğinden bahsetmiştim. Patikayı boş verin asıl Hatşepsut’un orijinal mezarı olan KV 20 içerisinden bu tapınağa bir km’den uzun bir tünel varmış. Hem de dağın altından geçiyormuş. Tapınağın girişi ise Karnak Tapınağı’nda kendi yaptırdığı 8.pilonun girişine denk düşmekteymiş.

Yapım yaklaşık 13 sene kadar sürmüş. Plan değişiklikleri süreyi uzatmış ama Avrupalıların Orta çağdaki katedral yapımlarının süresi göz önüne alınırsa benim için neredeyse ışık hızı bu süre. Ama çok da kullanılmamış. Oğlu 3. Tutmosis buraya en çok hasarı veren insan olmuş. Bu da tarihin çözülememiş sırlarından. Oğul neden anaya düşman oldu derseniz bilinmiyor. Haydi, onca yıl naip olarak başladı sonra firavunluğu elinden aldı derseniz sonunda devrediyor. Dahası bu yıkım kampanyası 3.Tutmosis’in tahta çıkışının yirminci yılında başlıyor. Kişisel bir kin olsa tahta çıkar çıkmaz yapardı diye düşünüyorum.

Akenaten, Amon resimleri her yerden kazınacak dediğinde tapınak bir darbe daha alıyor. Tutankamon imdada yetişiyor. Ramses omuz atıyor ama zaman ve zaman içerisinde olan olaylar, seller, depremler derken tapınak çölde kayboluyor.

1737’de bir İngiliz gezgin söylentileri takip ederek tapınağı buluyor. Osmanlı söylentilere pek kulak asmamış anlaşılana göre. 1850’lerde ilk ciddi kazılar yapılmaya başlanmış. 1893 ila 1906 arasında tamamen kazılıp gün yüzüne çıkarılmış.

Fakat daha ilk bakışta burasının orijinal haliyle çok daha büyük bir yer olduğunu, kazıldığında daha çok şeyin bulunabileceğini fark ediyorsunuz. Zaten defineciler de kazıyordur. Etraftaki yamaçlarda da kaya mezarları var.

İlk terasa yani tapınağın ana girişine giden yol sağlı sollu ama çoğu ağır hasarlı sfenkslerin yer aldığı bir yolun üzerinden gerçekleşiyor ve ikinci terasa kısa bir rampa çıkılarak ulaşılıyor. İlk terasta dikdörtgen prizma şeklinde sütunlar görüyorken ikinci terasta artık insan şeklindeki sütunlar ile karşılaşıyorsunuz. Zemin epeyce hasarlı ama duvarlardaki, tavanlardaki rölyeflerin pek çoğu canlı renklerle zamana meydan okumakta. Gene pek çok oda kapalı. Ya da abrakadabra kelimesinin Mısır karşılığı “bahşiş” sözcüğü ile açılıyor ya da en azından fotoğrafı çektirilebiliyor.

Burası günün en kalabalık bölgesiydi. Acayip giysileri ve kafalarına taktıkları şapkaları ile yaşlı kadınları görünce “Perulu musunuz?” diye sordum. “Bolivyalıyız” deyip bana acayip bir mahlukmuşum gibi bakmaya başladılar. Kahire’den buraya Nil üzerinden gemi ile gelmiş Ankaralı bir grup da vardı. Onlarla da lafladık.

Ardından taksici Ali ile buluştuk ve buradan “Asiller Mezarlığı” denilen kısma geçtik. Burası Teb Mezarları olarak literatürde anıldığından TT kodu ile tutulmakta. Burada kraliyete yakın, sarayda çalışan ya da sarayla iş yapan asiller, memurlar ya da zanaatkar ve zenginlerin mezarları yer almakta. Bu nedenle yöre Tombs of artisan, tombs of nobles gibi isimlerle de anılıyor.

Yoldan tepeye kadar sayısız mezar mevcut. Biletler gruplar halinde satılmakta. Fakat biletler buranın girişinden alınmıyor, epeyce uzakta bir yerden alınıyor. Gittik. Uzun bir sıra. Bir o kadar uzun konuşan muhtemelen körfez Araplarından iki kız. Neyse ki sırada Fransız bir adam vardı ve konuşkan bir tipti. Bir gün önce motor tutup ailece civar köyleri gezdiklerini, turistik bölgeyi geçtikten sonra insanların daha dürüst ve yardımsever olduklarını anlattı. “Para bu insanlara harcanmalı” diye ekledi. İngilizlerin buraları soyduklarını ekledi sözlerine. “Louvre’da da epeyce eser var” dediğimde de “İngilizlerin çalamaması için Louvre’da sakladıklarını söyledi.”

Ultra neşeli bir adamdı. Medinet Habu’da pek görülecek nir şey yok dedi diye orayı planlarımdan çıkarttım. Bilet sırası bana geldi. Asiller Mezarlığından iki bilet grubu ve Qurnet Murai Mezarlığına bilet aldım.

Geri döndük. Girişte biletlere baktılar ve içeri saldılar. Tabii rehber olarak ücreti mukabilinde eşlik edeceklerini de söylediler. Yüz vermedim, versem para da vermem gerekecek. Bence burası için Ramose grubuna bilet alın ve mezar alanını ki devasa bir alan gezerken diğerlerine de bahşiş karşılığında giriş yapın. Daha ucuza çok daha fazla yer görme imkânınız olacak böylelikle.

Girdik. Girer girmez okların tarihi ile sağa yöneldik. Burası Ramose, Userhat ve Khaemhat mezarlarına giden yol. Sağa gitmez direkt yola devam ederseniz Rekmire ve Sennefer’e gidersiniz.

İlk iş TT56 yani Userhat’a girdik. Kapıda bir görevli var. Bilete baktı, bir şey de yapmadı. Bir şeyler geveledi ağzında.

Userhat Mö 1427 – 1420 yılları arasında yaşamış. Kraliyet Kâtibi ve ekmek saymanı, Amon’un sığırlarının gözetmeni gibi cilalı unvanları var. Gene de kraliyetin bu kadar içinde olsanız da, bu denli varlıklı da olsanız yaş 27 ecelle buluşma zamanı diyor dönemin şartları.

Allahım bu ne. Userhat’ın mezarı ters T tipi küçük bir cami planında. Bu kadar. Duvarlar işlenmiş, Userhat’ın Osiris ile olan görüşmesi, asker olduğunu tahmin ettiğim adamlar ve onların saçlarıyla oynayan birileri gibi çizimler var.

TT57’ye geçiyorum. Khaemnat’ın Mezarı. Bu da aynı döneme yani 18. Hanedan dönemine ait. Khaemnat epeyce yaşamış. 38 yaşını görmüş. Aşağı ve Yukarı Mısır’ın tahıl depolarının gözetmeni ve Kraliyet Kâtibi ünvanına sahipmiş. Mezarı biraz daha büyükçe. Zamanında da epeyce önemli bir mezarmış. Parça parça Avrupa’ya taşınmış mezardaki rölyefler. Aslında tüm duvarlar meşhur “ölüler kitabı” ile bezeliymiş ama Avrupalılar kütüphaneden kitap alır gibi söküp almış çoğunu.

Güzel bir tavanı ve iç odanın duvarına yaslanmış Khaemnat ve muhtemelen karısı olduğunu sandığım toplamda iki lahit var.

Ramose’nin mezarına geliyor sıra. İlk iki mezar odacıklardan ibaretti ama burası farklı. Akeneton’un da vezirliğini yapmış olan Ramose sütunlu bir mezara sahip. Genelde yer yüzünde gördüğümüz yapı simetrik bir şekilde yer altına inşa edilmiş gibi. Girişte 32 sütunlu bir oda var. Buradan sağlı sollu dörder sütunlu bir koridoru aşarak mezar odasına ulaşabiliyorsunuz ama mümkün değil elbette. Sadece ilk sütunlu oda gezilebiliyor.

Burada güzel kabartmalar var. Çoğu silikleşmiş olsa da görmeye değer. Buradaki görevli oldukça yardımsever bir adamdı ve bahşiş istemedi. Ben de “bu da bahşiş ister” diye kaçtım durdum adam şunu çek, buraya da bak diye uyardı durdu.

Dışarı çıktık. Aslında pek hayal ettiğimizi bulduk denilemez. Dehşet bir sıcak da kendini göstermeye başlamış çoktan. Kuzeye doğru yöneldik ve yola paralel bir şekilde yürümeye başladık.

Sayısız mezar ve istisnasız hepsi kilitli. Kimisinin üzerindeki demir kapaklar ve kilitler çoktan pas tutmuş. Yağmura hasret toprağın üzerindeki gri çakıllar ve uçuşan kumlar manzaranın diğer aktörleri. Meşhur mezarlardan TT31, Khonsu. Kapalı. TT52 Nakht. Kapalı. Bari gelmişken önünde fotoğraf çektirelim derken ilerideki tepedeki tentenin altından bir ses bize sesleniyor. Anlaşılan böyle baraka ya da çadırlarda mezar gruplarını görevlileri var. Bilet aldınız ama kapı kilitli. Bu adamları bulmanız lazım. Ya da onlar sizi buluyor. Bilet almadıysanız mutlaka bulmanız lazım. Ne demişler “tatlı bahşiş kilidin dilini yuvasından çıkarır…”

Tepeye doğru çıkıyoruz. Güçten düşmeye başladık. Gene de ben anın tadını çıkarmaya çalışıyorum. Başarıyorum da… En tepede kale burcu gibi bir şey var. Müstahkem bir mevki, kale olması insanı şaşırtmaz. Arkası Krallar Vadisi zaten. Tepeye dek giden yolda irili ufaklı kaya mezarları mevcut. Suriye’deki Palmira’yı hatırlıyorum. Ne muhteşem bir yerdi. Ne doğaldı. Kim bilir geriye ne kaldı. Aşağıya bakıyorum. Ramesseum. 2. Ramses’in yaptırdığı devasa tapınak. Günümüzde iki heykeli, girişinde Kadeş Anlaşması’nın bir kopyası ve birkaç sütun kalmış. Biraz daha yola devam etsek Hatşepsut’un Tapınağı’nı görebileceğiz. Yukarı yönelip müsait bir yol bulup güneye yöneliyoruz. Eşim yorulduğunu, ben ise pek bir şeyin kalmadığını söylüyoruz. Gene yamaca bakıyorum. Sonsuz sayıda kuş güneye doğru göç yolunda.

Az biraz yokuş inip biraz yukarı çıkınca TT100 yani Rekmire’nin Mezarına ulaşıyoruz. Dev bir ters T. İşin ilginci Rekhmire’nin mezarı aslında bir mezar değil bir dua alanı. Yabancı kaynaklar şapel olarak nitelendiriyor. Rekhmire’nin gerçek mezarı bilinmiyor ve Krallar Vadisi’nde bile olabileceği öne sürülüyor. Çünkü Rekhmire yüzden fazla ünvana sahip bir baş vezir. Mezarı görkemli yapan bu konumun sağladığı güç, mezarı önemli yapan ise bu görkemi ayrıntılı bir şekilde tasvir eden sayısız çizim.

Ele geçirilen ya da komşu devletlerden gelen hediyeler, zanaatkarlar ve ürettiklerini baş vezire sunup beğendirme çabaları ana sahneler. Başlangıçta basit bulduğum bu mezarda çektiğim fotoğrafları inceleyip bu neyin nesi diye araştırdığımda kapılıp gittiğimi hissettim.

Çıkıyorum. Eşim çoktan çıkmış. Kenarda, gölgede duran bir bankta oturmaya başlamış bile. Sennafer’e çıkamayacağını söylüyor. Yalnız çıkacağım haliyle. Oradan da kaya mezarları için biraz daha yukarı tırmanabileceğimi düşünüyorum.

Mesafe yakın gibi görünse de yokuş dik. Yerli bir arkadaş motoruyla zorla da olsa çıkıyor. Kapısında kimse yok. İlerliyorum. İçeri baktığımda derin bir kuyuya bakıyormuş gibi hissediyorum. “Kafamı vurur muyum?” sorusunun yanına düşüp kalsam nasıl çıkarımı” ekliyorum. Ama merak insanı kamçılıyor.

Temkinli adımlarla merdivenlerden aşağıya doğru ilerliyorum. Epeyce derine iniyorum ama sonunda ışık ile karşılaşıyorum.

Burası TT96. Gerçi Sennefer KV42 ‘de de olabilir şeklinde rivayetler var. Burada Sennefer ve karısı bulunmuş. Ama çizimlerde kızı da mevcut. Sennefer Teb şehrinin valisi. Rekhmire ve Ramose’nin ikisinin de unvanlarına sahip.

Muhteşem çizimli küçük bir oda, iki metre var yok bir koridorumsunun ve ardından muhteşem kelimesinin betimlemeye yetemediği bir büyük odanın girişi gibi düşünülebilir. Ortadaki dört taşıyıcı kolon o kadar canlı resimlerle işlenmiş ki asıl amacı tavanı taşımak değil dedirtiyor. Tavan bereketi ve zenginliği betimleyen üzümlerle süslü. Sennefer ve karısı -bazen de kızlarıyla beraber- tanrılara bir şeyler sunuyorlar.

Tabii bu mutluluk kısa sürdü. Görevli adam mağaranın cini gibi yanıma gelip birşeyler anlattı ve hemen bahşiş istemeye başladı. Bense “şükran, teşekkürat” gibi Arapçada en çok kullandığım sözcüklerle adamı geçiştirmeye başladım. Kısa süre sonra başka bir aile mezar odasına gelince onlara yapıştı. Ben de rahat rahat video çekip dışarı çıktım.

Asiller mezarlığındakiler List of Theban tombs – Wikipedia

Önemli mezarlar Top10’u da bu şekilde.

Kod Adı Ek Ücret Neden Görmeli?
TT52 Nakht   kırsal yaşam, av, ziyafet, günlük hayat sahneleri
TT55 Ramose   En güzel kabartmalardan biri – zarif çizgiler
TT100 Rekhmire   En ünlü memur mezarı, dev sahneler
TT57 Khaemhat   Tarım sahneleri – “yaşam dolu”
TT69 Menna   En renkli günlük yaşam sahneleri
TT96 Sennefer (“Üzüm Bağı Mezar”)   Tavanı üzüm salkımlarıyla kaplı
TT51 Userhat   Sakin ve iyi korunmuş
TT38 Djeserkareseneb   Günlük yaşam sahneleri
TT353 Senmut   Kraliçe Hatşepsut’un mimarı – etkileyici
TT31 Khonsu   Din adamı / rahip mezarı; dini törenler ve ritüellerle ilgili resimler var

 

Daha yukarı doğru yönelip kaya mezarlarına tırmanırken oralara çıkmanın yasak olduğunu söyleyip engel oldular. Mağaraların içi pek güvenli değilmiş ve aydınlatma yokmuş.

Giriş kısmına döndük. Şoförümüz Ali gelene kadar dışarıda beklerken güvenlikçi polis ile konuştuk. Adam İngilizce bilmese de Arapçadaki ortak sözcükler sayesinde temel düzeyde gevezelik edebildik.

Şoför gelince araca atladık. Daha uygun şartlarda ki burada daha uygun şart mevsimsel olarak ne zamana denk geliyor bilemiyorum burada saatlerce gezebilirdim. Yolun solunda Amenotep’in devasa heykelleri var. Durmadık. Hedef Qurnet Murai.

Burası hakkında zerrece bir fikrim yoktu. Otelden Kraliçeler Vadisine oradan da Krallar Vadisi’ne bisikletle nasıl gidebilirim sorusunun yanıtını ararken Google map içinde denk gelip listeme eklemiştim. Ali daha önceden duymamış bile.

Geldik, viran ve fakir ötesi bir köyün yaslandığı hafif bir yamaçta bir mezar görünüyor. Gerçi tepeye dek bir şeyler var gibi. İndik, ilerledik. Adamın biri çadırımsı barakasından koşarak geldi ve iki mezar odasını açtı. Aynı avluya bakan iki ayrı giriş. Biri TT278. Amenemhab’ın mezarı. Diğeri de TT277 Amenemnet. Hiçbir şey yok. Sadece iki boş mezar.

Dışarı çıktık. Görevli adam yukarıda başka bir mezar daha olduğunu söyledi. Gerek yok dedim, istemiyoruz dedim ısrar etti. Adam kırılmasın diye istemeye istemeye epeyce merdiven çıkıp TT40 mezarına ulaştık. Burası Tutankamon’un Kuş Bölgesi valisi Amonetep Huy’un mezarı imiş. Kuş Kuzey Sudan’a denk geliyor. Zengin, ticaret yolları üzerinde bir bölge. Dolayısıyla bu zenginlik gösterişli bir şekilde bu mezara da yansımış. Gayet canlı resimler de var. Görevlinin dediğine bakılırsa burası bulunduğunda mumya da bulunmuş ama mumya çalınmış. Mumyanın ölümsüzlük en azından sağlık verdiğine inanıldığı için çalındığını anlattı. Burası görmeye değer bir mezardı.

Çıktık. İniş sırasında adamla da lafladık. İsmi Muhammed’miş. Eşimin dediğine göre hiç kimse gelmediği için ilgilenen turistleri görünce adam da zaman geçsin diye bizimle bu kadar içten ilgilendi. Bahşiş almak için en ufak bir çabası olmadığı gibi seyir terası gibi olan yerden ne nerede kalıyor diye uzun süre anlattı.

Sonuçta zaman ve para varsa girilebilir ama görmemek bir kayıp değil. Qurnet Mari içerisindeki mezar alanlarının listesini ben çıkarttım, faydamız olsun. Ama Wikipedia der başka bir şey demem diyenler için de Qurnet Murai mezarları Qurnet Murai – Wikipedia

TT40 – Amenhotep Huy, Kuş Valisi; Tutankhamun dönemi
TT221 – Horemhen, Teb’in batısındaki kraliyet sarayındaki birliklerin katibi; Ramses III’ün saltanatı
TT222 – Hekmattranakht, Toru olarak da bilinir, Montu Başrahibi, 20. Hanedan
TT223 – Karkhamun, Ka I (?) – Rahip, Geç Dönem
TT235 – Userhat, Montu Başrahibi, 20. Hanedan
TT270 – Amenemwia, Wab – Rahip, Okuyucu – Ptah-Sokar Rahibi, 19. Hanedan
TT271 – Kala, Kraliyet Katibi, Ay’ın saltanatı
TT272 – Khempot, Batı’daki Amun’un İlahi Babası, Sokar Tapınağı Okuyucu-Rahibi, Ramesside Dönemi
TT273 – Semyutef, Efendisinin malikanesinde Katip, Ramesside Dönemi
TT274 – Amenohesu, Tod ve Teb’deki Montu Rahibi, Ramesseum’un Yarı Rahibi Amun’un Mirası, II. Ramses Dönemi – Merneptah, 19. Hanedanlık
TT275 – Sebekmes, Kral III. Amenhotep ve Sokar tapınaklarında Başrahip, İlahi Baba, Ramses Dönemi
TT276 – Amenembet, Altın ve Gümüş Hazinesi Gözetmeni, Yargıç, İmparatorluk Konseyi Gözetmeni, IV. Tutmosis Dönemi, 18. Hanedanlık
TT277 – Amenemnet, Kral III. Amenhotep döneminde İlahi Baba, 19. Hanedanlık
TT278 – Amenemheb, Amun-Ra’nın Koruyucusu, Ramses Dönemi, 20. Hanedanlık
TT380 – Ankhfen-Re-Horakhty, Teb Şefi, Ramses Dönemi, Ptolemaios
TT381 – Amenemhat, II. Ramses döneminde kralın tüm topraklara elçisi
TT382 – II. Ramses döneminde Montu’nun ilk peygamberi Usermetu
 TT383 – Amenhotep döneminde Kuş valisi Meremose

 

Tepeyi zor çıktım. Kraliçeler Vadisi’nde görecek çok yer yok dediler. Girişi dünya para olan QV66 ‘da kapalıymış. Medinet Habu gibi burayı da eleyip Memnon Heykelleri’ne saptık.

Kraliçeler Vadisindeki mezarlar List of burials in the Valley of the Queens – Wikipedia

 

Kod Adı Ek Ücret Neden Görmeli?
QV66 Nefertari 2000-2600 egp Dünyanın en iyi korunmuş mezar sanatı.
QV55 Amonherkhepshef Dahil Renkli çocuk kral mezarı, popüler
QV52 Tyti Dahil Yumuşak renkler, iyi sahneler
QV44 Khaemwaset Dahil Güzel tanrı resimleri
QV43 Sethherkhepshef Dahil Büyük ve renkli
QV51 Titi Dahil Çok iyi korunmuş
QV60 Nebettawy Dahil Sakin ve estetik
QV48 Amenherkhepshef (başka bir prens) Dahil Detaylı sahneler
QV36 Satre Dahil Sade ve huzurlu
QV38 Sit-ra Dahil Küçük ama mistik tavanlar

 

Yürüyüş rotası

🧭 Kraliçeler Vadisi Rotası (1.5–2 saat)

Giriş → sağdan sola ilerlersin.

QV55 – Amonherkhepshef
QV52 – Tyti
QV44 – Khaemwaset
QV51 – Titi
QV60 – Nebettawy
QV66 – Nefertari (özel bilet)
QV38 – Sit-Ra ile çıkış

Bu devasa heykeller de Mısır’ın en meşhur simgelerinden. Giriş ücreti de olmadığı için tur otobüsü sayısı inanılmaz bir yoğunlukta. Mısırlı şoförlerin vurdumduymazlığını ve telaşını hesaba kattığınızda bunların arasında dikkatli gezinmeniz gerektiğini anlıyorsunuz.

Burası altı dev firavun heykelini içermekte. Hemen hepsinin yüzü hasarlı, biri belden üstüne kaybetmiş. Arka tarafta yer alan Amonotep’in Amon yani güneş Tapınağı’na dek uzanıyor. Fotoğraf çekip geri dönüp otele geçtik.

Özetle tam gün tur planlamıştım. Ama çöl şartları hepsinden kötüsü gece ve gündüz arasındaki ısı farkı bizi sağlam yıprattı. Ama gene de ben bunu bir günde yaparım diyenler için şu planı öneririm. Yapay zekadan da epeyce destek aldım.

TAM GÜN PROGRAMI (En Verimli – 09:00–17:00)
09:00 — Krallar Vadisi giriş
→ KV6 → KV2 → KV11 → KV1 → KV15 → KV16 → KV8 → KV14 → KV9 → KV62
⏱️ 3 saat
12:00 — Deir el-Bahari yönüne geçiş (Hatşepsut Tapınağı) – ister kısa bir foto/molası
⏱️ 20–30 dakika
13:00 — Öğle Yemeği (Medinet Habu civarı)
⏱️ 45 dakika
14:00 — Kraliçeler Vadisi
→ QV55 → QV52 → QV44 → QV51 → QV60 → QV66 (Nefertari) → QV38
⏱️ 1.5–2 saat
16:00 — Tombs of the Nobles
→ TT55 → TT69 → TT96 → TT57
⏱️ 1 saat
17:00 — Gün sonu / Sunset noktası
İstersen son olarak Medinet Habu’nun avlusunda gün batımı tavsiye ederim.

 

Otelde anca kendimize geldik. İstanbulla olan işleri de arada yapabilme imkanım oldu. Sonrasında çıkıp bir şeyler atıştıralım dedik. Otelciye pastane sorayım dedim. ‘Halvatiya’ Arapçada pastane demek. Tabi bu dilde H ile başlayan sözcükler büyük telaffuz sorunu. Adam zerrece bir şey anlamadı. İngilizce söyledim “ok” dedi ve tarif etti. Pastanenin Arapçasını sorduğumda halvatiya kelimesinin bambaşka telaffuzlu bir halini söyledi.

Sahilden içeri giren yolda ilerledik. Fiyatlar düştü, mekanlar köhneleşti. Açıkta satılan çöreklerden yağmaladık ki burası doğu kıyısından da ucuz. Önerilen Lavush Pastanesi de fena değil ama Türkiye’den giden birine pastalar çok da hitap etmiyor.

Sahile inip aldıklarımızı atıştırmaya başladık. Serinlik kendini belli etmeye başlamış iyiden iyiye. Bir, iki kişi tekne turu satmak için yaklaşıyor ama isteksizce. Bu saatte, bu karanlıkta hangi kafa tekne turu ister ki… Luksor Tapınağı bile doğru düzgün aydınlatılmamış…

Dün konuştuğum turculardan biri sağlam yapıştı. Ajitasyonun bini bir para. Herife saydırırken Ali yazıyor. Ona dürüst biri olduğunu ve blogumda ondan bahsedip telefonunu paylaşacağımı söylemiştim. Bugün bizden sonra Çek Cumhuriyeti’nden birileri yazmış ona. Benim haber verdiğimi ve o nedenle kontak kurduklarını sanıp teşekkür etmek istemiş. “Yok” dedim “bugünküler Allahtan, sonra birileri gelirse kısmetse benden inşallah” dedim. Bahaneyle yarın akşam için havalimanına gidişi de ayarladım.

Artık donmak üzere kaprisli interneti ile buzluktan hallice odamıza dönebiliriz.

Etiketler:antik mısırluksorMısır
Bu makaleyi paylaş
Facebook Twitter Pinterest Whatsapp Whatsapp LinkedIn Telegram Threads Email Copy Link Print
Paylaş
Tepkin Nedir?
Love2
Sad0
Happy1
Angry0
Surprise0
Wink0
Değerlendirme Bırak Değerlendirme Bırak

Değerlendirme Bırak Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Lütfen bir oy belirleyin!

Hemen Ara

Kategoriler

  • Afrika
  • Arkeoloji
  • Asya
  • Avrupa
  • Duyurular
  • Geziler
  • Kitap
  • Müzik
  • Sinema & Film
  • Spor
  • Tarih
  • Teknoloji
  • Türkiye
  • Yaşam

Popüler Aramalar

17. yüzyıl osmanlı 1793 Kurt ve Bekçi antik mısır bahreyn balkan before the rain bisiklet bisiklet turu giro giro d'italia ispanya bisiklet turu kaneo kuveyt Köprülerin Arasındaki Şehir 1974 luksor Mısır Niklas Natt Och Dag osmanli askerî tarih osmanli avrupa osmanli avrupa fethi osmanli balkanlarda osmanli macaristan osmanli sefer günlükleri osmanli sefer organizasyonu osmanli tarih osmanli viyana planı osmanlı askerî harekâtı osmanlı balkanlar osmanlı coğrafya osmanlı lojistik osmanlı macaristan seferi osmanlı rota haritası osmanlı tuna seferi osmanlı viyana yolu polisiye sadrazam kara mustafa solina silahlı tarih viyana kapıları 1683 viyana kuşatması rotası viyana seferi güzergahı viyana yürüyüşü 1683 vuelta vuelta 2025 yağmurdan önce
- Reklam -
Ad imageAd image

Takipte Kalın

FacebookLike
InstagramFollow
YoutubeSubscribe
TiktokFollow

Takvim

Ocak 2026
P S Ç P C C P
 1234
567891011
12131415161718
19202122232425
262728293031  
« Ara    

Bunları da Beğenebilirsin

Afrika

Luksor Gün 1 – Şehri geziyoruz ve Doğu Yaka’sından başlıyoruz

Bora Arasan 13 dakikalık okuma
Bardo Müzesi'nden muhteşem mozaikler
Afrika

Tunus Gezisi : Gün 8 – Başkent Tunus

Bora Arasan 12 dakikalık okuma
Mustafa Paşa Kalesi'nden ufuklar, Cerbe Adası, Tunus
Afrika

Tunus Gezisi : Gün 7 – Cerbe Adası, Houmt Souk

Bora Arasan 13 dakikalık okuma
Cerbe Sahilleri, Tunus
Afrika

Tunus Gezisi : Gün 6 – Korsanların yatağı Cerbe Adası

Bora Arasan 4 dakikalık okuma

GezipKesfedelim.com, seyahat severler için birinci sınıf bir rehberdir. Platformumuzda dünya genelinde popüler ve gizli kalmış destinasyonlar hakkında kapsamlı bilgiler bulabilirsiniz. Yerel halkın önerileri ve deneyimleriyle seyahatlerinizi daha özel hale getirebilirsiniz. Blog yazıları ve seyahat hikayeleri, yeni yerler keşfetmek için size ilham verecek. 

Kategoriler

  • Afrika
  • Asya
  • Avrupa
  • Duyurular
  • Genel
  • Güney Amerika
  • Kuzey Amerika
  • Okyanusya
  • Türkiye

Bilgilendirme

  • Hakkımızda
  • Danışmanlık
  • Sponsorluk
  • İletişim

Takipte Kalın

Yeni maceralar ve keşifler için bizi izlemeye devam edin!
  • Telefon: +90 542 744 70 04
  • E-Posta: bilgi@gezipkesfedelim.com
Gezip KeşfedelimGezip Keşfedelim
Bizi Takip Edin
Tüm Hakları Saklıdır. 2024 © M. Bora Arasan. | GezipKesfedelim.com
  • Sponsorluk
  • İletişim
Tekrar Hoşgeldiniz!

Giriş Yapın

Kayıt Ol Şifreni mi unuttun?