Üç efsanevi yarışın ilki olan Giro d’italia yani İtalya Bisiklet Turu’nun 2025 yılı yarışları bu hafta başlıyor.
Elimden geldiğince etapları buradan yazıp sonuçları vb de paylaşacağım.
Bu yıl çok büyük bir sürpriz ile karşı karşıyayız. Büyük rotalarda komşu ülkelere girilir, Giro’da da İsviçre’ye uğranır, arada Fransa’ya geçilir, şöyle bir San Marino’ya uzanılır. Ama bu sefer tur Balkanlardan başlıyor. Arnavutlukta biri zamana karşı olmak üzere üç yarış yapılacak ve açılış da bu ülke de olacak. Bence bu çok büyük bir PR başarısı. Arnavutları kutluyorum. Yarışçı olmasa da bisikleti hayatının içerisine bir yaşam biçimi olarak işlemiş bir millet bence bunu hak etmişti.
Gerçi, bisiklet forumlarına göre bu ilk üç yarışın Arnavutluk’ta olmasına İtalya’da epeyce bir tepki varmış.
Araştırdım yarışların yüz küsur yıllık tarihinde 18. kez yabancı bir ülkeden start veriliyor. Geçen sene de Macaristan’da bir, iki etap için pedal basılmıştı.
Öte yandan yanılmıyorsam beş, altı sene öncesinde İtalya turunun başı için Türkiye’nin adı geçiyordu. Olmadı, anladığım ve de tahmin ettiğim kadarıyla pek de üzerinde durulmadı, unutuldu gitti. Arnavut konuyu boşlamamış; kutluyorum.
Gelelim yarışın geneline.
Yarışın resmi web sitesi https://www.giroditalia.it/
Bu yıl yarış toplamda 3443,3 km mesafenin kat edildiği 21 etaptan oluşmakta. Bu yolculukta 52,350 m irtifa kaydedilecek. En uzun etap 227 km ile Potenza – Napoli arasında koşulacak olan 6. etap olacak. Üç adet 5. seviye tırmanış etabı da bizi ekrana kilitleyecek.
Katılan takım sayısı 23.
Benim için ise en güzel yanı son yarışın geçen sene de olduğu gibi Roma’da bitmesi. Gönlüm 60. Cumhurbaşkanlığı Türkiye Turu’nda şov yapan Kazakistan’ın Astana takımında ama çok çok zor.
Bir Türk takımı yok. Bu yarışa katılmanın belli başlı koşulları var. Bu koşullardan birincisi belirli bir puan kıstasına ulaşmış takımlarımızın olması. Ki bundan çok uzağız. Zaten toplumsal kültürümüzde bisiklet pek yer edinememiş bir araç. Dolayısıyla da puan getirecek yarışçımız yok. Önde gelen ekiplerimiz genelde belediyelere ait yada onlar tarafından desteklenen takımlar. Dolayısıyla köklenebilme imkanı da her seçimde tehlike altına giren her yönetimde ise değişen mantaliteler nedeniyle güdük kalıyor.
Öte yandan Bahreyn ve Arap Emirlikleri’nin takımları nasıl oluyor derseniz orada da parayı veren düdüğü çalmış ama alt yapıyı da hazırlamış. Takımlarda tek bir Arap bisikletçi bile yok. Hatta ben Bahreyn’de bisiklet görmedim. Fakat bu takımlar yıllar öncesinden çok güzel kadroları paradan kaçınmayarak transfer etmiş ve oluşturmuşlar. Takımlar gerekli puanları hızlıca toplamış. Doğru sponsorluklar ile de yerlerini sağlamlaştırınca başarı da devam etmiş.
Bizde ise dünyanın en baba bisiklet yarışlarından biri olarak kabul edilen Türkiye Turu’nun 60. sı koşuldu. Ülkenin yayıncı kuruluşu bile canlı yayınları iki saat kala vermeye başladı. Meğer helikopteri etap başına yani günde iki saat kiralayabiliyorlarmış. Ben de “neden Türkiye Turu varken Fenerbahçe maçı konuşuluyor?” diye saf saf kendime soruyordum.

