Gezip KeşfedelimGezip KeşfedelimGezip Keşfedelim
  • Anasayfa
  • Turlarımız
    • Avrupa Turları
      • En kapsamlı, en dolu dolu Yunanistan Turu’nda bizimle gezer misiniz?
      • Moldova’yı Geziyoruz: 5 Gün 3 Bölge Sayısız Kent ve Kasaba (Gagavuzya, Transdinyester, Kişinev)
      • Macaristan’a, Kurultay’a gidiyoruz, akraba topluluklarla buluşuyoruz ( 2. grup )
      • Macaristan’a, Kurultay’a gidiyoruz, akraba topluluklarla buluşuyoruz
      • 8 Günlük Her yönüyle Büyük İzlanda Turu
      • Kısa İzlanda Turu
      • Arnavutluk Turları
      • Bosna Hersek Turları
      • Çekya Turları
      • Karadağ Gezisi
      • Kosova’ya gidiyoruz…
      • Macaristan Turları
      • Makedonya Gezisi
      • Sırbistan’ı bizimle gezmeye ne dersiniz…
    • Asya Turları
      • Hindistan Turları
      • 3 Ülke Turu ( Kazakistan – Tacikistan ve Özbekistan )
      • Kırgızistan Kültür, Tarih ve Yürüyüş Turu
      • Kazakistan – Kırgızistan Turu
      • Kazakistan ve Özbekistan Tarih Turu
    • Afrika Turları
      • Kahire Turu
      • Büyük Mısır Turu
  • Kategoriler
    • Duyurular
    • Afrika
    • Asya
    • Avrupa
    • Güney Amerika
    • Kuzey Amerika
    • Okyanusya
    • Türkiye
    • Spor
    • Kitap
  • Hakkımızda
    • Hakkımızda
    • Gezdiğim Ülkeler
    • Danışmanlık
    • Kitaplar
      • Berberi Korsanların Hikayesi – Stanley Lane-Poole (Çeviren: M. Bora Arasan)
  • Blog
  • Forumlar
  • İletişim
    • İletişim
    • Sponsorluk
Okuyorum: Luksor Gün 3 – Doğu Yakası: Karnak Tapınağı
Paylaş
Bildirim
Yazı Tipi Yeniden BoyutlandırıcıAa
Gezip KeşfedelimGezip Keşfedelim
Yazı Tipi Yeniden BoyutlandırıcıAa
  • Anasayfa
  • Turlarımız
  • Kategoriler
  • Hakkımızda
  • Blog
  • Forumlar
  • İletişim
Hemen Ara
  • Anasayfa
  • Turlarımız
    • Avrupa Turları
    • Asya Turları
    • Afrika Turları
  • Kategoriler
    • Duyurular
    • Afrika
    • Asya
    • Avrupa
    • Güney Amerika
    • Kuzey Amerika
    • Okyanusya
    • Türkiye
    • Spor
    • Kitap
  • Hakkımızda
    • Hakkımızda
    • Gezdiğim Ülkeler
    • Danışmanlık
    • Kitaplar
  • Blog
  • Forumlar
  • İletişim
    • İletişim
    • Sponsorluk
Giriş Yap Giriş Yap
Bizi Takip Edin
  • Sponsorluk
  • İletişim
Tüm Hakları Saklıdır. 2024 © M. Bora Arasan. | GezipKesfedelim.com
Gezip Keşfedelim > Blog > Afrika > Luksor Gün 3 – Doğu Yakası: Karnak Tapınağı
AfrikaGeziler

Luksor Gün 3 – Doğu Yakası: Karnak Tapınağı

Bora Arasan
Son güncelleme: 18/01/2026 18:25
Tarafından Bora Arasan
Paylaş

Gene buz gibi bir gecenin sabahı. Sabaha karşı üç gibi kapı çaldı, bize değildir deyince kıracak gibi çalmaya başladı. Soğuğu umursamadan kalktım. Böyle bir kapı çalış mantıken hayırlı değildir. Çalışan çocuklardan biri kapıyı çalıyormuş. Kim bilir nasıl haldeysem “sorry” diyerek kaçarcasına gitti.

Kahvaltıya indik. İlk gün verip sonrasında vermedikleri adam başı yarım litre sular bugün de verildi bize. Çantayı yaptık, resepsiyona bıraktık. Pazar gününün dinginliğinde ağır ağır bir tempoyla batı yakasını gezeceğiz.

Sallana sallana yürümeye koyulduk. Kazıkçı çocuk selam veriyor. Soldaki büyük otel geçen gece ateş yakmıştı kapının önünde. Isınmak için elimi uzattığımda görevli adam bana öyle nefretle bakmıştı ki anlam verememiştim. Nesine güvenip öyle baktı. Mısır gibi hele Luksor gibi turistin tüm parasal kaynak olduğu bir yerde derdi neydi çözemedim. Gene bakışır mıyız, nereye kadar gideriz diye gözlerim aramadı değil ama piyasada yoktu herif. Aklıma yazdım tabi.

Sahile indik. Pazar günü karşıya giden feribotların sıklığında da ciddi bir azalma var. İlk gün öğrenci servisi gibiydi. Gerçi gittiğimiz her yerde inanılmaz kalabalık bir öğrenci sayısı vardı. Allah var, eğlendirdiler. Çocuk denen varlık dünyanın her yerinde aynı. Yabancı nefret edilen bir varlık değil bir çocuk için, anlaşılması gereken ya da en azından farkına vardığının ve iletişim kurulmaya çalışılan bir unsur. Ona göre doğalarının gereğince davranıyorlar.

Güneşin altında bekledik de bekledik. Nil içerisinde sayısız gezi teknesi doluşmuş. Küçük grupları taşıyanlar sempatiklik yapsın diye türlü milletin ve pek çok kulübün bayrağını teknelerine aşmışlar. Bir tanesinde de bizim bayrak vardı. Allahım, bir bayrak bu kadar mı güzel olabilir, bu kadar mı farklıdır diğerlerinden ve belki de her şeyden.

Nihayet araç hareket etti. Bugün daha derli toplu tipler var. Şaşırtıcı gelebilir ama turistler kılıksız geldi gözüme.

İndik, batı sahilinin kuzeyine doğru ilerlemeye koyulduk. Gündüz gözüyle bu sahil çok daha modern göründü gözümüze. Çok sayıda restoran mevcut, zarif yerler ayrıca. Fakat kıyıya bağlı büyük gezi gemilerinden bir şey görebilmek pek mümkün değil. Öyle ki bir yerde beş gemi yan yana bağlanmıştı.

Daha sonra buralarda bir yerde oturur kahve içeriz diyerek sahil boyunca ilerlemeye devam ettik.

Yaya yolunun bitip trafiğin başladığı yerde güzel, büyük bahçeli bir yapı var. Bu nice bir binadır diye bakarken yaşlıca bir kadın net bir İngilizce ile “Amerikan Okulu” dedi. Daha sonra araştırdığımda Şikago’dan bir arkeoloji enstitüsü olduğunu öğrendim.

Yürümeye devam. Az buz bir mesafe yokmuş. “Mısır Ferrarisi” dedikleri at arabalarına bizi davet ediyorlar ama katil edeceklerini bildiğimden pas vermiyorum. Ama yol da bitmiyor. Nil boyunca güzel binalar da var. Bir zamanlar güzel bir dönem buradan geçmiş. Ne kadar sürmüş bilinmez. Öte yandan tapınağa yaklaştığımızın işareti olabilecek güzel olduğu kadar ilginç binalar da gözümüze çarpmakta. Mesela düğün salonu görünümlü bir hediyelikçi dükkânı. Devasa boyutta diyebilirim.

Nihayet mekân görülüyor. Sağ olsunlar, buraya giden onca tanıdığım içerisinde sadece ve sadece muhteşem kız kardeşler Karnak Tapınağı’na mutlaka girmem yönünde ısrarla konuştular. Buradan tekrar teşekkür etmek isterim.

Bugün 21 Aralık. Kış gündönümü. Bugün aslında her yıl sadece bugün güneş bu tapınak içinde Amon’a adanmış kapıların biri içerisinden yükseliyor gibi görünecek. Ama bu sabah 6’dan önce ve tapınak o saatte ziyaretçilere kapalı. Ne büyük bir şans ve bir o kadar da büyük şanssızlık.

Sayısız tur otobüsü… Bu bile daha girmeden gözümü korkuttu. Ana girişin orada bir şeyler görmeye başladım. Adam başı 600 egp ödedik. Kredi kartı ile aldılar parayı.

Giriş Krallar Vadisi formatında kapalı bir alana açılıyor. Burada rehber vb ayarlayabiliyorsunuz. Ardından çarşımsı, hediyelik eşyaları alabileceğiniz kısım. Buradan sonra büyük boş bir meydan ve sağınızda devasa tapınağın başlangıcı. İşin ilginci, Mısır piramitlerinin ardından ülkenin en çok ziyaretçi alan ikinci yeri olan bu devasa mekân dört bölümden oluşmakta ama sadece bir tanesi halka açık. Ve bu bile insanı yorup tüketmeye ant içmiş gibi. Dolayısıyla teknik şeyleri minimumda tutarak anlatmaya çalışacağım.

Neredeyse 4000 yıldır burası var. MÖ 1970 gibi bir tarih veriliyor inşaat başlangıcı olarak. En kutsal yer ya da kutsalların en kutsalı gibi bir ismi var: Ipet-Isut. Karnak ise tahkimatlı köy demek ki Palmira gibi burası da kale gibi kullanılmış. Gezilebilen kısım Amon Ra kısmı. Mut Bölgesi Luksor tapınağına doğru olan Sfenksler Yolu’nun civarında. Mut Savaş Tanrısı ve Amon’un eşi. Amon ve Mut’tan olma Montu’nun tapınağı ise girişe göre solda kalan göreceli küçük, yıkıntı bölgesi. Bir nevi Açıkhava deposu gibi bir yer. 4.Amonhotep nerede bulamadım ve neden Akeneton’a 4.Amonhotep deme ısrarı var onu da anlamıyorum. Fakat bilinen tek şey Akeneton öldükten ve kurup oturtmaya çalıştığı inanç sistemi yıkıldıktan sonra Karnak Tapınağı’nın rahip kadrosu tarafından tamamen yıkılmış. Dolayısıyla tam içeriğini kimse bilmiyor.

Meydandan koyu sarı, kahverengi masif taş kütlesine bakarken sağ çaprazda bir cami göreceksiniz. Bu bölgeye giriş yok. Pek çok bölgeye giriş yok zaten. İnsan kalabalıkları olan yerlerde bu kırılmaz, esnetilmez bir kuralken ilerilerde, kuytularda sihirli bir sözcükle mümkün olabiliyor. Sihirli sözcük ise bahşiş…

Ana kısma giden yolda sağlı, sollu aslan-koç karışımı suratlarla sfenksler beklemekte. Amon yani güneş tanrısı ana tanrı olduğu gibi Teb şehrinin de koruyucu tanrısı. Simgesi de koç. Koç burcunun horoskopta ilk sırada olmasının nedeni de bu. Ayrıca Amon kelimesi “saklı” anlamına gelmekte ve Mısır tanrıları içerisinde en üstte yer almasını ve kökeninin bilinmemesini açıklıyor. Ayrıca hiçbir insanın bilmediği, bilemeyeceği ve bilmemesi gerektiği bir ismi de var. Bunu İsis biliyormuş ve kardeşi Seth tarafından öldürülüp oniki parçaya bölünüp öldürülen kocasını bu ismi kullanarak diriltmiş. Hikâye sanırım tanıdık gelmiş olmalı.

İçerisi çok kalabalık. Bir de Mısır’ın tüm ilkokulları buraya öğrenci göndermiş gibi çocuk dolu. Fransızlar çocuklara şöyle bir bakıp yok sayıyor. Alman ve İngilizler gülümsüyor. Çocuklar ise olumsuz ya da nötr tepkilere aldırış etmeksizin el sallayıp seslenmeye devam ediyorlar. Bense onlara seslenip gülüyorum sanırım mutlu oluyorlar.

İçeride ikinci bir meydan daha var. Artık her bir duvar devasa taş bir kitap gibi hiyerogliflerle bezenmiş bir şekilde durmakta. Belirli bir noktadan sonra insan oryantasyonunu kaybediyor ve nereye baktığını unutuyor. Buradan Hipotil Salonu’na geçebilir ya da sağ taraftaki boşluk bölgelere geçip kalıntılara bakabilir, küçük bir kapalı kısma girip zifiri karanlıktaki odalarda başınıza ne gelebileceğini düşünmeksizin keşif dürtüsünü törpüleyebilirsiniz. Yani artık kayboluyorsunuz. Alternatifi yok. Ne kadar plan yaparsanız yapın burada o kadar küçüksünüz ki bir şeyleri mutlaka atlayacaksınız.

Hipotil Salonu yüzlerce devasa sütun tarafından sırtlanan devasa bir alan. Kolonlar, duvarlar ve tavanlar rengarenk şekilde gerek kabartma gerekse işleme şeklinde hiyerogliflerle işlenmiş. Taşların nasıl dikildiği tavanın nasıl yerleştirildiği konusunda teoriler var ama kesinlik yok.

Buradan ilerleyince hemen kapı dışında iki büyük dikilitaş göreceksiniz. Bunlar orijinalde daha fazlaydı. Birini Romalı büyüklerimiz İstanbullular buralara dek zahmet edip masraf etmesin diye İstanbul’a getirtmiş. Sultanahmet Meydanı’ndaki dikilitaş Karnak Tapınağı’ndan getirilme. Muazzam bir işgücü olmalı. Burada duran taşlar epeyce hasarlı.

Artık buralardan sonra mekân tenhalaşmaya başlıyor. Evet, sayısız yapı var ama buraya dek gelene kadar gördüklerinizden sonra tekdüzeleşiyor her şey. İlginç ve özel yerler var ama oradaki görevliler pusuya yatmış bahşiş almak üzere girmenize izin veriyor ya da engel oluyor. Bir tanesine girdim, rengarenk işlemelerin olduğu oldukça loş bir odaydı. Fotoğraf çektirmedi ben de bahşiş vermedim. Zaten de vermeyecektim. Mesela az ötedeki 2. Ramses Tapınağı mekânın gezilebilir en son noktasında ve buralardaki en büyük yapısı. Burada, nöbetçi asker bile bahşiş istedi. Burada sistem bu şekilde.

Buradan dönüş yoluna geçtik. Sol tarafta bir kalabalık var. Kutsal Göl de buradaymış. Efsaneye göre Mısır Tanrılarının sırlarını sakladıkları bina buradaymış. Göl kıyısında bir küçük havuz ve arkasında da rahiplerce korunan ana hazine odası. Esirlerden oluşan kitleler iç havuzun arkasındaki odalarda katlediliyor ve kanları bu havuza akıtılıyormuş. Buradaki kan havuzunda firavun ve eşi yıkanıyor ve böylece tanrısal güçlerine kavuşuyorlarmış. Sonrasında bu gölet içinde temizlenerek saraylarına çekiliyorlarmış. Burada kümbet tarzı bir dikilitaş var. Bizim güdük minareler gibi benzerlerinden çok daha kısa ve inat gibi tombulca. Bu nedenle olsa gerek kimse fotoğrafını çekmiyor. Öte yandan burada bir sunak masası gibi bir şey var. Etrafında insanlar saat yönünün tersinde on iki tur dönerek dileklerinin olmasını bekliyor.

Eşimi bırakıp keşfe çıkayım dedim, çünkü yorulduk. 10. Pilondan 9.’ya ilerleyen yolda Mısır’ın en ikonik sahnelerinden biri var. Kapı girişinin yanında oturan dev firavunlar. Fotoğrafını çekemedim. Türk bir anne çocuğunun altını değiştirmekler meşguldü. Aslında çok meşguldü diyemem bağıra bağıra kocasını da azarlıyordu. İnsanlar fotoğraf çekmek için bekleyedursun kadın istifini bile bozmadı. Bense eşimi çağırmak için döndüm göletin oraya.

İnsanlar gitmiş ama kadın hala orada. Hayran hayran kapıya baksa bir şey demeyeceğim. Kocasına dönüp kapının önünde boş boş konuşuyor. O sırada eşim telefonunu unuttuğunu fark etti. Bir ihtimal, belki küçük bir şans eseri kimse almadan bulurum diye koşmaya başladım. Mesafe varmış. Ben böyle koşunca yan barakadan görevliler de çıkıp bana seslenmeye başladılar. Dinleyecek zerrece vaktim yok. Az daha ilerledim ki karşıdan bana doğru bir Japon kız canını dişine takmış koşuyor. Bizim telefonu unuttuğumuzu görünce bizi aramaya koyulmuş meğer. Bana seslenen görevliler de olayı görünce bir şey olmadığını fark edince sakinleştiler. Teşekkür ettim onlara da ilgileri için. “Hasan Şaş Yavaş Yavaş” döngüsünü tamamlayıp huzurlu bir şekilde eşimin yanına geldiğimde Türk aile kaplumbağa hızındaki adımlarıyla kapıdan içeri henüz yeni girmekteydi.

Biz de görmediğimizi sandığımız yerlere uğraya uğraya ilerleyerek dönüş yoluna geçtik. Dediğim gibi buraya girmeden iyi bir planlama yapmak gerekmekte. Gerçi bu da pek yetmeyecek ama…

Çıktık. Mesafe gözümüzü korkutuyor. At arabacılarının değnekçisi olduğunu sandığım adam yanımıza geldi. “50 egp” dedi. “İki kişi. Bahşiş yok.” Kararsız kaldık ama “tamam” dedik. Bizi bir arabaya götürdü. Arabacı Türk olduğumuzu öğrenince “Yavaş yavaş” dedi. “Hasan Şaş” dedim. “La, Mansur Yavaş” dedi. İki yıldır bu da az da olsa söylenir hale gelmiş. En son tur getirdiğimde Kahire’de denk gelmiştim.

Arabacı yola koyuldu. Arabayı çeken at ise Somali’den gelme olmalı. Bu denli zayıf bir hayvan olmaz. İlk gün bir Türk aileye denk gelmiştik onlar da hayvanların durumundan bahsetmiş ve bu nedenle atlara binmediklerini söylemişlerdi.

Saçma sapan konuşmalar, fiyat arttırımı… Binmeden adama verdik dedim, ata bahşiş istemeler. Vereceğim para atın gırtlağından geçecek olsa gam yemeyeceğim. Şurası şu, burası bu diye anlattı durdu. Yaşlı bir adam olmasa tam dayaklık. Bu da haftada bir gün yapılan meşhur pazara götürebileceğini söyledi. Cuma da haftada bir yapılan bir Pazar vardı? “Gerek yok” dedik.

Yol epeyce uzunmuş. Ata üzüldüm. Daha kaç kez daha bu yolu yapacağını, yapabileceğini düşündüm. Yok. Adam nihayetinde bizi Luksor Tapınağı civarında indirdi. Yolu dönüp girişe götürmedi, biz de o kadar bu adamdan sıkılmıştık ki “lanet olsun” deyip inmekte beis bulmadık.

Bulmadık ama giriş epeyce uzakta. Zaten iner inmez ilk davranış başka arabacıların seslenişleri oldu. Gerçekten geriyor adamlar ve Mısır insanı yoran bir yer. Hindistan böyle değil. Hindistan’da eğlenirsiniz, evet size bakarlar, evet anlamsız şekilde sizinle fotoğraf çektirmek için gelirler ama böyle yapışmazlar.

Yemek için bir dükkana girdik. Tam bir fastfood dükkânı ama fiyatlar uçuş geldi. McDonalds’ı zaten tercih etmiyoruz ama nasıl bir yer olduğunun keşfi için bir göz atmaya dalıp çıktık. Sonrasında “Souq’a geldik, alışverişleri yapalım oralarda da mutlaka yemek yemeye bir yerler vardır” diyerek pazara girdik.

Cuma gününe kıyasla inanılmaz sakin geldi gözümüze. Bir, iki turist grubunu saymazsak bizim gibi kafasına göre gezen birkaç kişi ya var ya yok.

Gözümüze kestirdiğimiz bir dükkâna girdik. Adam kazık atma konusunu sona saklamış. Bizim gibi kazık yeme konusunda uzman bir milletin çocuklarını bile irrite etti. Sonrasında başka bir dükkâna gittik. Temiz yüzlü bir adamdı. Bu kez biz aşırı düşük bir fiyat söyledik. Debelendik, debelendi. Biz muhtemelen kazığımızı yedik ama adam da istediği kârı yakalayamadı.

Ve sonrasında şansımız da döndü.

Yemek için bir yer bulalım dedik. Güzel, otantik ve salaş bir yer. Fiyatlar ehveni şer denilir ya o şekilde. Garsonun çok övdüğü künefeden de sipariş ettik.

Et geldi. Yağ ve sinir karışımı bir şey. %10’u belki et. Etrafımıza gelen bir kediyi besledik. Künefe de tatlı olarak fena değildi ama bizim künefeyle de bir alakası yoktu. Sonrasında hesabı istedik. Kol gibi bir kazık. Adam fiyata %20 vergi de eklemiş.

Küfrede küfrede buradan çıktık. Elde kalan bir ton Mısır Paund’unu da bozduralım derdindeyim ben. Geçen dolarları bozdurduğum yere gittim. İlkin dolar verip Mısır Paund’u aldığım işlemin dekondunu istediler. Yanımda olmadığını söylediğimde ise yardımcı olamayacaklarını söylediler. Biraz kapıştık biraz bağrıştık.

Kös kös Pazar akşamı olmasına rağmen açık olan iki, üç yere daha uğradım. Onlarda sadece dolar ve euro aldıklarını benim istediğim işlemi yapamayacaklarını söylediler.

Neyse ki bunca para bende kalacak korkusuyla döndüğüm otelde normal kur üzerinden parayı bozdurabildim ve stresim bitti. Çarşıya çıktık. Mango reçeli gibi alengirli şeylerden bulup aldım. Bir de metal 1 Paundların üzerinde Tutankamon’un büstü varmış. Bunu aradım ama hiçbir yerde bulamadım.

Vakit geçsin diye önce otelde vakit geçirdik. Ardından nehir boyundaki kafelerden birine demir attık. Buradan karşı kıyıdaki Luksor Tapınağı’nı ve nehir içinde umursamazca, hiçbir ışık, lamba vb açmaksızın gezinen tekneleri daha doğrusu karartıları izledik.

Havalimanına gidiş sorunsuz oldu. Şoförümüz Ali biz aşağıya indiğimizde çoktan bekliyordu. Rahatça gittik.

Luksor Havalimanı gecenin o kör saatinde gözüme güzel ve temiz göründü. Girişte bir deftere bilgilerimizi girip imzalama kısmını anlamasam da her işin hızlıca tamamlandığını söyleyebilirim.

Etiketler:amonantik mısırkarnakkarnak tapınağıluksorMısırnilsouk
Bu makaleyi paylaş
Facebook Twitter Pinterest Whatsapp Whatsapp LinkedIn Telegram Threads Email Copy Link Print
Paylaş
Tepkin Nedir?
Love0
Sad0
Happy0
Angry0
Surprise0
Wink0
Değerlendirme Bırak Değerlendirme Bırak

Değerlendirme Bırak Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Lütfen bir oy belirleyin!

Hemen Ara

Kategoriler

  • Afrika
  • Arkeoloji
  • Asya
  • Avrupa
  • Duyurular
  • Geziler
  • Güncel
  • Kitap
  • Müzik
  • Sinema & Film
  • Spor
  • Tarih
  • Teknoloji
  • Türkiye
  • Yaşam

Popüler Aramalar

1793 Kurt ve Bekçi amon android antik mısır atm bahreyn before the rain bisiklet bisiklet turu cash advance gezi uygulaması giro giro d'italia kaneo karnak tapınağı kuveyt Köprülerin Arasındaki Şehir 1974 luksor Mısır Niklas Natt Och Dag nil osmanli askerî tarih osmanli avrupa fethi osmanli balkanlarda osmanli macaristan osmanli sefer günlükleri osmanli sefer organizasyonu osmanli viyana planı osmanlı coğrafya osmanlı rota haritası osmanlı tuna seferi polisiye solina silahlı souk sri lanka sri lanka vizesi nasıl alınır sri lanka vizesi uzatma tarih teknoloji uygulama viyana kapıları 1683 viyana yürüyüşü 1683 yazılım yağmurdan önce yurtdışında para çekme
- Reklam -
Ad imageAd image

Takipte Kalın

FacebookLike
InstagramFollow
YoutubeSubscribe
TiktokFollow

Takvim

Şubat 2026
P S Ç P C C P
 1
2345678
9101112131415
16171819202122
232425262728  
« Oca    

Bunları da Beğenebilirsin

Geziler

Sri Lanka vizesi nasıl alınır ve nasıl uzatılır?

Bora Arasan 5 dakikalık okuma
Afrika

Luksor Gün 2 – Batı Yakası: Krallar Vadisi ve diğer yerlerle Antik Mısır

Bora Arasan 42 dakikalık okuma
Afrika

Luksor Gün 1 – Şehri geziyoruz ve Doğu Yaka’sından başlıyoruz

Bora Arasan 13 dakikalık okuma
Üsküdar Sahili
DuyurularGeziler

Komplo Teorileriyle Üsküdar Turu

Bora Arasan 2 dakikalık okuma

GezipKesfedelim.com, seyahat severler için birinci sınıf bir rehberdir. Platformumuzda dünya genelinde popüler ve gizli kalmış destinasyonlar hakkında kapsamlı bilgiler bulabilirsiniz. Yerel halkın önerileri ve deneyimleriyle seyahatlerinizi daha özel hale getirebilirsiniz. Blog yazıları ve seyahat hikayeleri, yeni yerler keşfetmek için size ilham verecek. 

Kategoriler

  • Afrika
  • Asya
  • Avrupa
  • Duyurular
  • Genel
  • Güney Amerika
  • Kuzey Amerika
  • Okyanusya
  • Türkiye

Bilgilendirme

  • Hakkımızda
  • Danışmanlık
  • Sponsorluk
  • İletişim

Takipte Kalın

Yeni maceralar ve keşifler için bizi izlemeye devam edin!
  • Telefon: +90 542 744 70 04
  • E-Posta: bilgi@gezipkesfedelim.com
Gezip KeşfedelimGezip Keşfedelim
Bizi Takip Edin
Tüm Hakları Saklıdır. 2024 © M. Bora Arasan. | GezipKesfedelim.com
  • Sponsorluk
  • İletişim
Tekrar Hoşgeldiniz!

Giriş Yapın

Kayıt Ol Şifreni mi unuttun?