Köprülerin Arasındaki Şehir 1794 – Niklas Natt Och Dag

Bora Arasan
3 dakikalık okuma

Serinin ikinci kitabı 2019’da yazılmış ve yazarımız gene İsveç Kültürü’nü silkeleyerek başlıyor. Tıpkı kuş yavrularında olduğu gibi İsveç’in aristokratik ailelerinde de ilk erkek çocuğun bir değerinin olduğunu görüyoruz. Kızlar ve diğer erkek çocuklar aileye, para, toprak, şan, şöhret katacak unsurlar sadece… Kitap iteklenen sorunlu bir ikinci çocuğun yaşantısı üzerine kurulmuş. Hem de ne sorunlu.

Anadan geçen psikolojik sorunlar, ailenin topraklarında yaşayan bir kızla sevdalanma… Kuralcı baba oğlunu adam olsun, aslına bakarsanız daha doğrusu gözlerden ırak olsun diye İsveç’in Karayiplerdeki adasına gönderir.

Şaşırdınız değil mi? Ben bile şaşırdım. Danimarka ve İsveç Karayiplerde bir kaç adaya sahiptir. Hatta Danimarkalılar adaları birazda ABD ‘nin aba altından gösterdiği sopaya istinaden söz konusu ülkeye satmıştır. İsveç ise daha önceden… Fakat İsveçliler Fransızlardan aldıkları adayı bir serbest liman olarak kullanmış ve Karayiplerin en büyük köle pazarı haline getirmişler.

Romana dönelim. Kahramanımız bir akrabasıyla beraber adaya varır. Kölelik, tropikal hastalıklar, hayatın acı gerçekleri derken kendisine verilen ve aslında becerebildiği tek bir iş sayesinde adanın ücra bir köşesindeki İsveçli bir toprak sahibine uğrayarak değişik bir dünyaya da adım atmış olur. İlk defa kendini dinleyen bu adam köleliğe de karşıdır. Hatta akrabası bu adamla kavga etmek için gitmiş ama o bile ikna edilerek kölelikle savaşmak için diğer bir adaya girmiştir.
Beklenmedik bir haber kahramanımızı adadan İsveç’e geri getirir. Yeni akıl hocasıyla beraber. Ve sevdiği kadınla da evlenir. Ama gerdek gecesi bir cinayet olayı nedeniyle akıl hastanesine kapatılır.
Cardell gene olayların içindedir. Cecil Winge ölmüştür ama onun başarısız kardeşi abisine ait olanları almak için Stokolm’e gelmiştir. Cardell hem olayı çözmek, hem Winge’nin kardeşini kollamak için sahne alır.
1789 Fransa devriminin etkileri İsveç monarşisini derinden sarmıştır. Kaybedilen savaşlar ve yitirilen iş gücü ekonomiyi yerinde etmiştir.
Kitabın ilk sayfalarının anlatımı anlatılamaz. Canlı canlı yaşıyorsunuz. Gene Solina Silahlı. Ve gene alkışlıyorum. O ilk bölümlerin anlatımı neredeyse Er Ryan’ı Kurtarmak filminin ilk onbeş dakikalık bölümünden farksız…
Arka kapak yazısı şu şekilde.
İnsan insanın kurdudur…
 
Stockholm, 1794: Bir hastane odasında yatan Erik Tre Rosor yüreğindeki suçluluk duygusunun ağırlığıyla, düğün gecesi ölen karısıyla olan anılarını yazmaya başlar.
 
Ölen genç kadının annesi de yas tutmaktadır ve adalet arayışında yanında sadece tek kollu bekçi Jean Mickel Cardell vardır. Ancak tek kollu bekçinin peşine başkaları da düşer.
 
Dâhi avukat ve dedektif Cecil Winge’nin kardeşi Emil de abisinin cepsaatini bulma umuduyla Cardell’in yanına gider. Ancak tek kollu bekçi, Tre Rosor malikânesinde olanları araştırmak için onu ikna edince ikili kendilerini soluksuz bir maceranın içinde bulur.

 

Bu makaleyi paylaş
Yorum Yap

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir